Üye olun veya Giriş yapın
Beni hatırla
 Şifrenizi mi unuttunuz?
Şifremi unuttum

Kayıt olurken kullandığınız E-posta adresinizi giriniz.

 Ücretsiz Üye Olun

Erkek Bayan
kullanım şartlarını ve gizlilik politikasını kabul ediyorum.
Yanıtla
 
  1. 17.03.2012 | 00:01 #1
    cetin74 sakakusu.com Üyesi
    Katılım Tarihi:
    01/2012
    Yaş:
    38
    Mesaj:
    102
    Çevrimdışı
    Kuşlar Nasıl Öter ?

    Dr. Şerafeddin ALAN  

    Kuşların ötmeleri üzerine yapılan çalışmalar, insanlardaki bazı mekanizmaları  anlamamıza yardım etmiştir. Bunlardan biri zekânın 18 yaştan önce geliştirilmesi gerektiğidir.

    Bazı ilim adamları, öten kuşlar üzerinde, özellikle Afrika’nın tropikal örümcek kuşu üzerinde araştırma yaptılar. İlk konu, kuşların ötmeyi nasıl öğrendiği idi. Ötme bir talim işi olup kuşta yaratılıştan mevcuttur ve beyin yapıları
    ötme mekanizmasını organize edebilecek kapasiteye sahiptir
    . Bu mekanizma, sadece bir potansiyeldir, taklitle ortaya çıkar. Yumurtadan çıkar çıkmaz sağır edilmiş veya yetişkin kuşlardan uzak tutulmuş olan yavru kuşlar, ötme yaşına gelince bazı sesler dışında hiçbir ses çıkaramazlar. O halde ötme, sözle geçen kültüre benzetilebilir. Bu da demektir ki, öten son bülbül kaybolunca, bülbül ötmesi artık duyulmayacaktır.



    Kuş ötüşünün incelenmesi, insandaki davranış biçimlerinin incelenmesinden daha kolaydır. Zira kuşlarda, temelde aynı olmak üzere nevilere göre küçük farklılıklar vardır, insanda ise davranış biçimleri adeta neredeyse sonsuz  denecek sayıdadır. Yine de inceleme neticelerini birbirinden tamamen ayrı düşünmemek gerekir. Bunlar, insandaki mekanizmaların anlaşılmasına yardım ederler. Çünkü her ikisinin de Yaratıcısı ayni olduğu için bazı temel noktaları her iki nevide de görebilmekteyiz. Bu son noktadan hareketle diyebiliriz ki, gerek insan dışındaki canlıların, gerekse dünya ve diğer gezegenlerin hareketlerinin incelenmesinin odak noktasında insanın istifadesinin esas olarak bulunması, bizi daima bu yöne çeken hususlardan en önemlisi ve araştırmalarda unutulmaması gereken bir ipucudur.

    Örümcek kuşları tek başlarına ötmezler; üçlü, dörtlü veya ekseriyetle ikili öterler. Kuş türlerinin çoğunda sadece erkek öter. Bu durumda erkek ve dişi arasında gerek tüy, gerekse ağırlık v.s, açısından belirgin farklar vardır. Örümcek kuşunda ise, bunun zıddına erkek dişiden ayırt edilemez. Dişi de öter ve bütün bir hayat boyunca çiftler, sanki tek gibi hareket eder. Bu kuşların sesi kaydedildiğinde, ya önce birisinin başlayıp ötekinin bitirdiği ya da beraberce bitirdikleri görülmüştür. Ahenksizliğe rastlanmaz.

    Her bir kuşun ötüşü tonalite, fasıla, süre ve oarmonikler yönünden düzenli bir müziğe benzetilebilir. Her bir çiftin kendisine has bir repertuarı vardır. Bu, onun aile ismi gibidir. 10 seneyi aşkın sürede binlerce çifti inceleyen araştırıcılar, hiçbir çiftin repertuarının diğerininkine benzemediğini müşahede etmişlerdir. Üçlü ve dörtlü gruplarda ise yine esas olan çifttir, 3. ve 4. ter ekseriya o civarda bulunan ve koroya sessizce katılan kuşlar veya yavrulardır. Kuşlardan birisi çiftten ayrı bırakıldığında önce çılgınca aynı şekilde öter, birkaç gün sonra bu azalır, sonra da sadece alarm durumlarında bağırma haline dönüşür.

    Bu kuşlar, belli bir bölgede çok fazla olurlarsa, repertuar gittikçe zenginleşir, tersine çok az kuş olursa çok basitleşir. Bu ritim şekli kuşa, sık ormanlarda, görmenin mümkün olmadığı durumlarda eşini bulmasında yardımcı olur.

    Kuşun ses çıkaran organı, insandaki gırtlağa benzer. Solunum yolunun üst ucunda kaslar bulunur. Bunlar değişik şekillerde kasılarak yolun genişliğini değiştirirler ve hava geçtikçe titreşirler. XII. kafa çifti siniri bu kasları idare eder. Bir araştırıcı, ispinoz kuşunun sağ XII. sinirini kestiğinde kuş sesinin çok az  değiştiğini, sol tarafı kestiğinde ise çok bozulduğunu görmüştür. Benzer durum insanda da vardır Beynin sol tarafı sözlü, sağ tarafı sözsüz ilişkilerden sorumludur. Buna rağmen insanda bu mutlak değildir. Çocuklukta konuşma merkezlerini harabeden sol beyin yarımı lezyonlarında, sağ beyin yarımı durumu ele alır ve konuşma meydana gelir. Beyin, gelişmesini tamamlamadığı zaman, artık bu şekilde bir elastikiyet vardır.

    Kanaryalar kış başlangıcında geçtiği yılın ötüş şeklini unutur.

    Biyolojik olarak erkeği dişiden ayıran, kanda bulunan çok az miktardaki testosteron hormonudur. Dişiye testosteron verilince, erkek kuş gibi ötmeye başlar. Testosteron, yeni sinir hücreleri meydana getirmez, hücrelerin metabolizmalarını hızlandırarak yeni enzimlerin meydana gelmesini sağlar.

    Erkek kanaryalar her ilkbaharda yeni bir repertuar öğrenirler. Kışın başlangıcında da bunu unuturlar. Beyindeki bağlantı miktarı, kışın %40 oranında azalır (şekil 2/a-b). Sinir hücrelerinin bağlantı sayısı (sinapslar) bu açıdan çok önemlidir. Bir hücrenin sinapsı ne kadar çoksa, o hücre o kadar çok iş yapar. Umumi manada da
    zekâ bir bakıma bu zenginlikle paraleldir.

    Maymunların beyni genel görünüşte insan beynine çok benzer. Fakat bu sinapslar yönünden mukayese edilemeyecek kadar fakirdir. Sonbaharda kanaryanın beynindeki sinir uzantıları ve sinapslar oldukça azalır ve böylece repertuarını unutur. Bu durum, aynen insanlarda, yaşlılıkta beyindeki bu ilişkilerin azalmasından dolayı meydana gelen hafıza zayıflığı gibidir. İlkbaharda hormonların artmasıyla bunlar yeniden gelişir. 18 yaşa gelinceye kadar ne kadar öğrenilirse, sonra da o kadar çok şey yapılabilir.

    18–20 yaşa kadar sinapslar çoğaltılabilir. Bu yaştan sonra da mevcut bağlantılardan istifade edilebilir. İnsanda bu durum kuşlarda olduğu gibi hormonal değişikliklerden fazla etkilenmez gibi görünmektedir. Zekânın gelişmesinde de daha ziyade beslenme faktörleri rol oynamaktadır. Yetersiz beslenme durumunda hücreler
    arası ilişkiler tam anlamıyla gelişememektedir. Bundan da öte, bunları esas geliştiren, dışardan gelen uyaranlar, yani zihni devamlı çalıştırma işlemleridir. Mesela çocuklarla sözlü oyunlar fazla yapılırsa konuşma
    merkezleri daha çok çalışır. Beynin bu elastikiyetinden dolayı, 18 yaşa kadar olan devre şahsın istikbali açısından oldukça önemli bir yer tutar. Bu yaşa dar ne kadar çok çalışılırsa zekâ o kadar çok gelişir. Dolayısıyla daha sonraki yaşantıda kişinin hadiseleri karşılayışı ve çözümü o kadar rahat olur. Kanaryanın kışın unutması hali, insanlarda meydana gelmez. Eğer böyle olsaydı, fen ve cemiyet hayatında tahmin edilemeyecek kadar bozukluklar oluşurdu. Hâlbuki kanarya için bu bir kayıp değildir. Çünkü onlardaki içtimai hayatın devamında, aynı şeyin unutulması mahzurlu değildir. Kanaryalar, yeniden başka anlaşma şekli olan yeni ritimler bulurlar. Demek ki, Yüce Yaratıcı her nevin özelliklerine göre onlara vücut mekanizmaları vermiştir. Aksi halde herşey karmakarışık olurdu. Hâlbuki biz kâinatta daima bir düzen ve ahenk görmekteyiz.

    20 yaşından itibaren her gün yüzlerce sinir hücresi kaybolur ve yerlerine yenileri gelmez.

    Bu kaybolma, sinaptik bağlantı imkânlarını azaltır. Fakat bu gelişigüzel olmaz. Öncelikle daha az çalışan hücreler kaybolur. Hayatın sonuna kadar hayat için lazım olan ve fazla kullanılan hücreler kalır. Bunlar da devamlı çalıştırılırlarsa insan yaşlı bile olsa, hala çok faydalı şeyler yapabilir.

    Bundan dolayı emekli olunca işten tamamen el çekme, bir köşeye çekilme yanlış bir davranıştır. Hayatın sonuna kadar aktivite içinde bulunmaya gayret edilmelidir.

    Demek ki insanın, gerek canlıların anatomik yapıları, gerekse yaşayış biçimlerinden alacağı çok dersler vardır... Böylece inan, kendisini ve çevresini dahi iyi tanıyacak ve kendini Yaratanın, ona vermek istediği makama layık olmaya çalışacaktır.

Yanıtla

Bu konular da ilginizi çekebilir:

  1. Saka Kuşuna Nasıl Bakılmaz?
    Saka kuşlarının bakımını anlatmak için  böyle bir başlık seçmemin nedeni,  bakımdan ziyade sevgiyi vurgulamaktır. Saka ...
  2. Saka Kuşu Nasıl Evcilleştirilir ?
    Saka, güzelliği ve canlılığıyla neredeyse tüm dünyada herkesin favori kuşu; ama kafeste çok huzursuz ve ...
  3. Saka Kuşu Ne Zaman Öter ?
      Benim 5 yaşındaki sakam 4 gün şehir dışına gittiğimiz için evde yalnız kaldı.Giderken 6 ...
  4. Şampiyon Kuşlar
    bizim yerli sakalar bile bunlardan iyi ötüyor şimdi her saka farklı ötüm sergiler yavru babadan ...

Bu konuyu okudunuz mu?

Göster